Uçhisar Fotoğrafı no.1

Uçhisar Gezilecek Yerler ve Tarihi Bilgiler | Kapadokya

Kapadokyanın Zirvesi Nevşehir Uçhisar : Nerede ?, Tarihi bilgileri, Uçhisar’da Gezilecek Yerler nereler ? Öne çıkan Uçhisar Otelleri hangileri ?

Uçhisar Fotoğrafı no.1

Tarihin olduğu kadar doğanın da emek verdiği medeniyetler vadisi Kapadokya’ya bir de zirvesinden bakın isterseniz! Yıldızların uzanıp alacakmış kadar yakın olduğu, güneşin sanki konuşur gibi doğup battığı Uçhisar ’dan leb-i derya Kapadokya’nın kartpostalını çekebilir,  Issık ve Puhu kuşlarının senfonisiyle peribacalarının büyüsüne kapılıp gidebilirsiniz.

Nevşehir – Kapadokya bölgesinde bulunan Uçhisar Kalesi ile anılan,  vadileriyle ve tarihi koklamış sokaklardaki taş evleriyle ‘ölmeden gezilmesi gereken yerler’ arasında aslında.Uçhisar’ın sunduğu görsellik ve tarihsel zenginlik kasabanın turistik değerini artırmış ve lüks butik otellerin en yoğun olduğu bölge haline getirmiş.

Uçhisar nerede?

Nevşehir’in 6 km doğusuna, Ürgüp’ün 12 km batısına, Avanos’un ise 10 km güneyine düşen Uçhisar, Pers döneminde kral yolu, Selçuklu döneminde ise İpek yolu olarak bilinen bölge üzerinde kurulmuş. Peri bacalarını ilk görmeye başladığınız yerden 40 km yüksekte devasa bir kayanın eteklerinde yer alıyor. Kayadan oyma evleriyle, tandır evi ve şıra hanesiyle de ünlü bu şirin kasabayı, her yıl dünyanın birçok yerinden milyonlarca insan ziyaret ediyor.

Uçhisar’ın Tarihi

Yerleşimin ne zaman başladığı, ilk kimlerin geldiği bilinmese de, Kapadokya’ya gelenin ilk geçtiği kapı Uçhisar. Uçhisar’ın en eski tarihini Aşıklı ve Topaklı Höyük kazılarından bulunan Cilalı Taş ile Neolitik döneme ait bulgular veriyor. Acem Höyük’le Kültepe kazılarında ise, Hitit ve Asur dönemlerine ait Anadolu’nun ilk yazılı tabletleri bulunmuş. Kapadokya’nın tarihinden pek ayrışmayan hatlarıyla Uçhisar, ilk Hristiyanların gizlenmek için seçtikleri kalesiyle de, hem yeraltı şehirlerinin gözetleme kulesi hem de bir savunma bölgesi olmuş.

Anadolu Beyliklerinin dönemine gelindiğinde ise doğuda Selçuklu ve Karamanoğullarının, batıda Kadı Burhanettin Beyliği’nin sınırı olduğundan, halk dilinde Ucasar olarak anılmış.  Selçuklular zamanından günümüze kalan 3 mahalle çeşmesi Uçhisar’ın o dönemlerdeki yerleşimi hakkında izler taşımakta. Öyle ki, çeşmelerin suyu 3 km ötedeki Gemil Dağı’ndan boru döşenerek getirilmiş, aralara küçük havuzlar yapılarak suyun temizlenmesi ve dinlenmesi sağlanmış. Uçhisar 1398’de Yıldırım Bayazıt döneminde Osmanlı topraklarına katılmış.

Uçhisar’da Gezilecek Yerler

Uçhisar Kalesi

Zirveye ulaşmak için yüzlerce basamak çıkmak zorunda kalsanız da  ‘buna değermiş’ deyip bulutlarla kucaklaşabileceğiniz Nevşehir Kapadokya’nın en yüksek noktası, en rüzgarlı yeri Uçhisar Kalesi! Özellikle de gün batımı yakınsa güneşin kızıllığına boyanan peribacalarını ve vadiden yansıyan renk cümbüşünü kaçırmamanızı öneririz. Anadolu’nun en yüksek dağı olan Erciyes’in karlı başından tutun,  Hasan Dağı’na kadar tüm bölgeyi sere serpe gösterdiğinden olsa gerek, Uçhisar Kalesi’ne ‘Kapadokya’nın gözü’ de deniyor. Romalıların zulmünden kaçan ilk Hristiyanların hem gizlenme hem de savunma amacıyla kullandığı kale bu özelliğinden dolayı Selçuklular döneminde de gözetleme kulesi olarak da kullanılmış.

uçhisar fotoğraf no.2

Uçhisar Kalesi’nin şehir hayatının çok katlı, çok pencereli gökdelenlerini andıran heybeti, kuzeyden ölçüldüğünde 100 metreyi bulan yüksekliğiyle iki sivri peribacasının birbirine sokularak oluşturduğu siluetten kaynaklanıyor. Bu peribacalarından büyüğüne ‘Ağanın Kalesi’, küçüğüne ise ‘Çavuşun Kalesi’ deniyor.

Kalenin zirvesi seyirlik bir manzara sunmasının yanında tarihe dokunmanızı da sağlıyor. Su sarnıçları ve oyma mezarlarla karşılaşıyor, düşman üzerine salınan taş güllelerle hayalinizde bir savaş sahnesi yaratıyorsunuz. Merdivenlerle çıkılan iç kısımlarda ise bol oda, mahzen, sığınak ve depo, o devrin insanlarının nasıl yaşadığına dair izler taşıyor. Kale 1950’lere kadar oyulmuş odalarıyla insanlara ev olmuş ve yaklaşık 1000 sene kullanılmış.

Tığraz Kalesi

uçhisar fotoğraf no 3

Tığraz kalesi, Uçhisar’ın en büyük ikinci kalesi. Yeraltı sığınağı olarak Güvercinlik Vadisi’nin zeminine kadar inen bir yamaca kurulmuş. Günümüz mimarisine ilham verecek şekilde yamaçtan aşağıya kadar tam 7 kat olarak inşa edilmiş. İçinde yaşam alanı olarak kullanılan odalar, mahzenler, Kapadokya’nın damarlarını oluşturan tüneller ve depolar bulunuyor. ‘Yamaca nasıl yeraltı sığınağı yapılır?’ diye merak edenler için, içine girmeden dışardan görülebilen güzel bir seyir sunuyor.

Kuran Kalesi

Müslümanlar için ayrı bir yeri olan Kuran Kalesi aslında bir biriktirme alanı. Çok önceki zamanlarda arapça yazılmış evrak, dua, kitap gibi kağıtların (bunların içinde muskalar olduğu da söylenir) dine saygısızlık olmasın diye koni biçimindeki peri bacasından içeri atılmasıyla bu adı almış. Biriktirilen her şey zamanla kaybolmuş. Lakin sakladığı sırların gizemini hala koruyan efsunlu bir peri bacası kalmış geriye.

Karakale

Uçhisar civarında görülmesi gereken yerlerden biri de Karakale. 1945’lere kadar oldukça iyi durumda olan kaleden, köylülerin taşlarını sökmesi nedeniyle bugüne sadece duvarların özünü oluşturan molozlar kalmış. Kalenin kulelerle takviyeli batı bölümünde haç işaretli birçok mezarın taşları kırılmış. Güney duvarı ise kalenin en sağlam yeri olarak günümüze kadar gelebilmiş. Yüzeyden çıkan seramikler Geç Roma-Bizans dönemine tarihlenmiş.

Siyah renginden olsa gerek, halk arasında Karakale olarak bilinen ve tüm görkemiyle hala zamana meydan okuyan bu yapının şapkası bölgede pek rastlanmayan değişik bir volkanik oluşum sergiliyor.

Güvercinlik Vadisi

uçhisar güvercinlik vadisi fotoğraf no 4

Eğer Kapadokya’yı içinize doya doya sindirmek için vaktiniz varsa 4 kilometre alan kaplayan Güvercinlik Vadisi’nde trekking yapmanızı öneririz. Güvercinlik Vadisi’nin biri Uçhisar Kasabası diğeri ise kasabanın dışında güneyden, Göreme’den olmak üzere iki girişi var. Trekking için ‘neden olmasın’ diyorsanız yolun yokuş aşağı olmasından dolayı Uçhisar’dan Göreme yönüne gitmeyi tercih edin. Batısında tüm heybetiyle Uçhisar Kalesi yer alır ki, kaleyi en güzel vadinin bu kenarındaki çay bahçelerinden izlersiniz. Doğusunda ise adı vadiyle anılan güvercin yuvalarını görürsünüz. Güvercinlerin kanat çırpışları eşliğinde yürürken hem zengin bir bitki örtüsüyle, hem de vadiyi dolanan ve halk arasında ‘Vasıl Deresi’ de denilen küçük derenin aktığı 15 metre yüksekliğinde bir şelaleyle karşılaşacaksınız. Vadinin ortalarına geldiğinizde ise Bizans Dönemi kiliselerinden Sarı Kale karşılayacak sizi.

Vadide 9. Yüzyıla kadar güvercin beslenmiş. Kayalara oyulmuş yuvalara güvercinlerin bıraktığı gübreler üzüm bağlarında, yumurtalar ise frekslerin renklerini canlandırmak ve onarmak için alçılarda kullanılmış. Vadide hala bulunan küçük meyve bahçelerinin meşhur kavun karpuzunun tadını bu gübrelerden aldığı da söylenir. Artık güvercinlerin terk ettiği yuvalarda sanatçı elinden çıkmış soluk süslemeler ve kuluçka takaları hala durmaktadır.  Vadinin güvercinlerle bu kadar özdeşleşmesi sadece yuva oyuklardan değil, kayaların bembeyaz ve tozpembe renkleriyle bir güvercin göğsünü andırmasındandır belki de…

Uçhisar ve Göreme arasında bulunan Güvercinlik Vadisi’nin kuzeybatı yamacında, yerini sadece güvercinlerin bildiği gizli bir oyuk olduğu söylenir. Bu oyuğun girişinin sadece güvercinlerin görebildiği soluk kırmızı renkte motiflerle bezeli olduğu rivayet edilir. Yine rivayete göre, bir insanın eskiden ahır olarak kullanılan harabe evlerden birinden girip, dar ve karanlık bir tünelden sürünerek ulaşabileceği bu oyukta nadide bir güvercin kolonisi yaşarmış. Bu yabani ve insan elinden yemlenmeyen güvercinlerin gübresi en kurak çölü bile canlandırırmış. Hatta öyle ki, bu gübreyle yetişen asmanın şarabı insanın aklını başından alır, ayıldığında ise bu topraklardan ölene dek ayrılmak istemezmiş.

Güzel atlar diyarı Kapadokya’nın bu güzel vadisini isterseniz at sırtında da gezebilirsiniz. Göklerde balonların salınışını, gün batımında yayılan kızıllığı görmeden, nazar boncuğuyla bezeli ağaçların gölgesinde fotoğraf çektirmeden Kapadokya’dan ayrılmayın. Bizden söylemesi.

Göreme Milli Parkı

uçhisar fotoğraf no 5

Göreme Milli Parkı’nın sunduğu görsel şölenin ve yarattığı atmosferin evrenselliği UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alarak tescillemiş. Dünya üzerindeki en ilginç yerlerden biri olan Kapadokya’nın 7 ve 13. Yüzyıllardaki ilk Hristiyanları ağırlayan peribacaları, Hasan Dağı ile Erciyes’in arasındaki Göreme Vadisi’nde sessiz ve kalabalık bir şehir görüntüsü sergiliyor. Dağlardan yayılan tüflerin zamanla rüzgar ve suyun aşındırmasıyla aldığı şekiller her bir peribacasını sanat eseri kılmış. Kayalara oyularak yapılmış ilk Hristiyanların kiliseleri ve kiliselerin içinde bulunan duvar resimleri ise görülmeye değer. Vadide rüzgar kışın ılık, yazın ise serin eserek misafirlerine ‘hoş geldin’ diyor.

Cevizli

Uçhisar Kalesi’nin kuzeyine bakan ve hemen aşağısında bulunan Cevizli, ‘peribacaları deresi’ diye de biliniyor. Güvercinlik Vadisi gibi burası da yürüyüş yapmak isteyenler için bir trekking noktası.  Sanki bir plaza bölgesi misali, her biri çok katlı apartmanları andıran peri bacalarının içleri oyularak sığınaklar yapılmış. Bu oyuklar günümüzde bölgeyi gezen turistlerin uğradığı küçük pansiyonlara, hediyelik eşya satışı yapan dükkanlara ve çay içip soluklanacak kafeteryalara dönüşmüş. Şapkalı Kale ve Kekliğin Kalesi ‘de Cevizli peribacalarını gezerken görülebilecek yerlerden.

Uçhisar Otelleri

Kapadokya’da tarihin şekillendirdiği mimari günümüzün dokunuşlarıyla restore edilerek, Uçhisar’ı konaklama açısından en üst sıralara taşımış. Kapadokya bölgesinde ‘lüks’ tanımının hakkını veren ve uluslararası standartlarda sözü geçen tüm oteller burada toplanmış.

Argos in Cappadocia

Uçhisar’da Kapadokya ruhunu yansıtacak şekilde restore edilmiş, otantik dekoru ve sağladığı konforla dünyanın en iyi 30 oteli arasına girmiş Argos Otel, yamaçtan aşağı kademeli olarak yayılan konaklardan oluşuyor. Konakların her biri yeraltı şehrinden tünellerle birbirine ve bölgenin üzümlerinden özel üretilen şarapların saklandığı mahzenlere bağlanıyor. Her sabah Erciyes’e ‘günaydın’ demek ve önünde uzanan eşsiz vadinin beyaz rengine boyanmak için gelen konuklar, çoğunlukla konfor ve lüks arayan gezginlerden oluşuyor.

Taşkonaklar Butik Otel

Güvercinlik Vadisi’nin batı yamacında tarihi taş evlerin ve mağaralarının restore edilmesiyle bölgenin en güzel otellerinden biri olmuş Taşkonaklar. Odanızın terasından vadinin derin sessizliğini, Erciyes’in görmüş geçirmiş ululuğunu izleyebilir; usta ellerden çıkmış farklı bir mimarinin tüm konforunu yaşayabilirsiniz. Taşkonaklar’da her odanın mistik ve farklı bir hikayesi var. Restorasyonda mimarinin aslına sadık kalınarak her detayın korunmasına dikkat edilmiş. Taşkonaklar’dan 5 dakikalık bir yürüyüşle Güvercinlik Vadisi’ne ulaşabilirsiniz.

Takaev Cave Hotel & Misafir Evi

Güvercinlik Vadisi’ni bir kartpostala bakar gibi gözler önüne seren otel, 25 kişiyi ağırlayabilen 7 odasıyla farklı bir konaklama tecrübesi yaşatıyor. Öyle ki 2014 yılında bu özelliğiyle uluslararası bir ödül de almış. Adı üstünde ‘ev’ konforu sunuyor ama mağaradan bir ev. Teraslı, taş tonozlu odalarında tarihin farklı zamanlarında uyanıyormuş gibi uyanacak, mutfağının lezzetini unutamayacak ve Uçhisar’ı bir de bu otelle hatırlayacaksınız.

CCR Hotels & SPA

Kapadokya’nın en yüksek noktası Uçhisar’da Güvercinlik Vadisi’ni ve Avanos, Göreme, Ortahisar’ı da kapsayan panoromik seyriyle kültür gezisini hep hatırlanacak güzel bir düşe dönüştürüyor. Otelin konumu Göreme Açık Hava Müzesine oldukça yakın. Hem eğlence, hem dinlence hem de spor imkanları sunuyor. Hemen hemen her odadan sabah gökte uçan balonları seyretmenin keyfini yaşayacak, vadi yürüyüşünüzden sonra tüm yorgunluğunuzu masajla atacaksınız.

Museum Hotel

Kapadokya’yı adeta bir müze gibi tüm otantik, mistik dokusuyla yansıtıyor Museum Hotel. Tüm oteller gibi Uçhisar panoramasına hakim ve mutfağından tamamı organik eşsiz lezzetler çıkarıyor. Şöminenin çıtırtısında şarap çeşmesinden ister kırmızı ister beyaz şarabınızı kadehinize dolduracak, büyülü manzaranın seyrine dalacaksınız.

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *