Kapadokya Freskleri : Bizlere Geçmişi Anlatan Tarihi Resimler

Kapadokya mistik atmosferinin yanı sıra ayrıca bir sanat ve sanatçı şehri. Yerin altına kat kat şehir oyacak, bu şehirlere kılcal kanallarla hava gönderecek, o da yetmedi sanki bir tuval boyar gibi renkli resimlerle donatacak kadar sanatçı… Bölgenin tarihi, gelmiş geçmiş tüm halkları hakkında fikir veren de fresko veya fresk denilen resimler. Günümüze kadar gelebilen Kapadokya fresklerinin büyük bir kısmı tahrip olsa bile, hala dünyanın en güzel sanat eserlerinden biri olarak literatürlerdeki yerini koruyor.

Kapadokya Freskleri

Kapadokya’nın mutlaka görülmesi gereken olmazsa olmazlarından Göreme Açık Hava Müzesi, Ihlara Vadisi Kiliseleri ve daha birçok noktası freskleriyle bir tarih ihtişamı sergiliyor. Zelve, Maçan, Çavuşin, Göreme, Soğanlı, Ürgüp ve Peristrema vadilerinde yoğunlaşan dini yapılar aynı zamanda fresklerin de en çok görüldüğü yerler.

Her biri bir hikaye anlatan duvarlar, gizemli ritüel çizgiler, krallar, kraliçeler, Hazreti İsa ve Meryem, azizler gibi niceleri Kapadokya’nın yüzyıllara yayılan tarihsel zenginliği. Kapadokya fresklerinde en öne çıkan sahneler ise kültürüne de damga vuran ilk Hristiyanların etkili olduğu İncil sahneleri. M.S. XIII. Yüzyıla kadar yapımı süren kiliselerdeki freskler her bir yapıda birbirine benzese de, hem sanatçısı hem de zamanı açısından farklılaşan tasvirler içeriyor. Kapadokya’da en çok kilisenin yapıldığı dönem ise X. Yüzyıl sonu XI. yüzyıl başı olarak tanımlanıyor. Freskler de en çok Bizans sanatının doruğu diye tabir edilen bu dönemde boyanıyor. Kapadokya’da Hristiyan sanatının en değerli eserlerine vadi yamaçlarına veya peribacalarına oyulmuş kiliselerde rastlanıyor. Bu kiliselerde ise iki ayrı boyama tekniğiyle karşılaşıyor. Birinci boyama tekniği sıva veya alçı kullanılmadan direkt duvar üzerine yapılan kırmızı aşı boyasıyla yapılan boyamalarken (Elmalı Kilise, Aziz Basil Şapeli ve Azize Barbara Şapeli bunların görüldüğü en güzel örnekler) ikinci tekniği ise ana kaya üzerine sıva çekilerek yapılan freskler oluşturuyor. Kapadokya’da gezene görene sanat ziyafeti çeken yerler ise gez gez bitmiyor.

1071 yılında Selçukluların Anadolu’ya girmesiyle kiliselerin yapımı azalıyor ve Kapadokya fresklerindeki canlılık da bu dönemin başlangıcıyla sona eriyor.

Göreme Kiliselerinin Freskleri

İlk Hristiyanların sığınak olarak kullandığı Göreme Açık Hava Müzesi içindeki kiliselerde Bizans sanatının post – ikonoklast tarzını yansıtan fresk örneklerini göreceksiniz. M.S. 725 – 843 yılları arasına tarihlenen ikonoklast dönemde kutsal mekanların çok süslenmemesine özen gösterilmiş ve bu tutuculuğun sonucu olarak sadece haç imgesi ile geometrik desenler çizilmiş. Göreme’nin ayakta kalan kiliselerinin çoğu ise bu dönem sonrasında XI. ve XII. yüzyıllarda yapılmış ve daha renkli, hikaye tasvirli fresklerle bezenmiş bir sanat anlayışına geçilmiş. Hristiyanlık sanatında özel bir yere sahip bu Kapadokya freskleriyle başta Karanlık Kilise olmak üzere Göreme’de birçok yapıda karşılaşacaksınız.

Karanlık Kilise

XI. yüzyılda yapılan ve Göreme Açık Hava Müzesi’nde bulunan Karanlık Kilise, Kapadokya’nın en iyi korunmuş kiliselerinden. Küçük bir pencereden sızan ışık dışında başka ışık almaması da günümüze bozulmadan gelmesinin en önemli sebeplerinden. Adına da bu yüzden ‘Karanlık Kilise’ deniliyor.

Kilisenin kayadan oyulan duvarlarına saman, alçı ve kum karışımı bir sıva uygulanırken üzeri de fresklerle bezenmiş. Merkezi kubbesinde bulunan sahneler; Hazreti İsa’nın bir elinde İncil tuttuğu, diğeriyle ise kutsama işareti yaptığı Pontokrator İsa tasviri, birçok şekilde betimlenmiş melek tasvirleri, ortadaki apsiste bir yanında Vaftizci Yahya, diğer yanında Hazreti Meryem’in insanlığı bağışlaması için yalvardığı Hazreti İsa’nın olduğu Deesis sahnesi, Hazreti İsa’nın doğumu, Hz. İsa’nın öldükten sonra ölüler diyarı Hades’e gidişi ve şeytanı ayağının altına alışını gösteren Anastatis sahnesi, son akşam yemeği, kiliseye bağışta bulunanların portreleri, İncil yazarları ve Tevrat sahneleri.

Karanlık Kilise’de çok renkli bu tasvirlerin yanında, kırmızı ve yeşil renkte birçok geometrik bezeme de göreceksiniz.

Yılanlı Kilise

Direkt olarak duvara işlenen freskleri XI. yüzyıla tarihlenen Yılanlı Kilise ismini, yılanı öldüren Aziz Theodore ve Aziz George freskinden alıyor. Dönemin imparatoru Konstantin, Konstantin’in annesi Azize Helena ve gri sakalıyla, defne yaprağından örtüsüyle resmedilen Aziz Onuphrius kilisenin tasvirleri arasında… Antik kıyafetli figürlerde detaylara inilmiş. Beyaz, gri, sarı ve kırmızı aşı boyasıyla yapılmış Yılanlı Kilise’deki Kapadokya fresklerine siyah konturlar atılmış.

Elmalı Kilise

M.S. XI. yüzyıla tarihlenen Elmalı Kilise’de rahiplerin, azizlerin ve Hristiyan şehitlerinin betimlendiği freskler bulunuyor. Adını ise melek Mikail’in elinde tuttuğu bir elma freskinden aldığı biliniyor. Balık resimleri, Deesis sahnesi, Lazarus’un dirilmesi, Kudüs’e giriş, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi, boş mezar başında kadınlar, Hz. İsa’nın göğe çıkışı, Tevrat’tan İbrahim peygamber sahneleri, üç Yahudi gencin fırında yanması ise kilisede göreceğiniz diğer freskler.

Azize Barbara Şapeli

Kilisenin ismi Hristiyanlığı kabul ettiği için babası tarafından cezalandırılan Mısırlı bir azizeden geliyor. M.S. XI. yüzyıla ait kilisenin kubbesinde tahtında oturan Hazreti İsa, kuzey duvarında ise ejderhalara karşı savaşan Aziz Theodore ve Aziz George tasvirleri görülüyor. Kırmızı aşı boyasıyla yapılmış bezelemelerde ikonaklastik döneme ait haç, horoz, balık gibi sade figürler hakim. Tasvirlerde soyut dekor ve soyut anlatımlar kullanılmış.

Çarıklı Kilise

XI. yüzyıla tarihlenen fresklere sahip kilise adını da Hazreti İsa’nın göğe yükseliş sahnesinin olduğu freskin altındaki çarığa benzeyen bir figürden alıyor. Bu figür aynı zamanda Kudüs’teki Göğe Yükseliş Kilisesi’ndeki figürlerle aynı özellikleri gösteriyor. Vaftiz, Çarmıha geriliş gibi Yeni Ahit sahneleri Çarıklı Kilise’deki Kapadokya fresklerinin ana konusunu oluşturuyor.

Tokalı Kilise

Göreme Vadisi’nin en büyük kilisesi olan Tokalı Kilise’nin fresklerinin bir kısmı İkonoklast dönem sonrasına, bir kısmı ise ilk Hristiyanlık dönemine ait. M.S. X. Yüzyıl başlarındaki yeşil ve kırmızı boyamaların hakim olduğu İncil betimlemeleri oldukça ilgi çekiyor. ‘Yeni kilise’ olarak da adlandırılan sonraki zamanların freskleriyle karşılaşılan bölümde ise baskın renk çivit mavisi. Temiz, düzenli olmasına rağmen ikonografisi karışık olan, el ve kol hareketleri bol bol yansıtılmış figürler görülüyor. Hazreti İsa’nın hayatından kesitler sunan bu freskler X. Yüzyıl sonu ile XIII. Yüzyıl başlarına tarihleniyor. Beytüllahim’e yolculuk, Müjde ve ziyafet sahnesi, mavi renkte bir kıyafet giymiş Hz. Meryem’in evinin önünde meleklerle konuşması kilisenin fresk sahnelerinden bir kısmı.

Saklı Kilise

1957 yılında keşfedilen Saklı Kilise’nin XI. ve XII. yüzyıla tarihlenen freskleri önündeki toprak yığınının ışığı sızdırmadığı için bozulmadan günümüze gelebilmiş. Hazreti Meryem’in ölümü, Çöldeki Vaftizci Yahya, Başkalaşım gibi tasvirlerin işlendiği kilisedeki Kapadokya fresklerinde bolca kırmızı renk kullanılmış.

El Nazar Kilisesi

XII. yüzyıla tarihlenen kilisenin fresklerinde çocuk İsa’dan, peygamberliğine kadar geçen süre, mucizeleri ve azizler resmedilmiş. T planlı yapının kemerleri ise madalyonlarla süslenmiş. Tüm fresklerin süslemelerinde kırmızı ve sarı gibi sıcak renkler seçilmiş.

Ihlara Vadisi Kilise Freskleri

Zamana direnemeyip solup tahrip olsa da, Ihlara Vadisi’nin kiliselerindeki fresklerin İtalya’nın iç mimarisini de etkilediği biliniyor. M.S. IV. yüzyıldan itibaren yapılmaya başlanan kiliselerdeki fresk süslemelerinin en güzelleri ise M.S. IX. ve XIII yüzyıl aralığında gerçekleşiyor. Önce doğunun sonrada batının etkisiyle IX. ve X. yüzyıllar arasında yapılan fresklerde hakim renkler beyaz zemine kırmızı tonları iken, X. Yüzyıldan sonra yapılanlarda farklı zemin renklerinin üzerine birçok renk kullanıldığı görülüyor. Duvarlara konularına göre yerleştirilip, figürler arasındaki boşlukları doldurmak için de bitkiler ve geometrik motiflerin kullanıldığı fresklerde en çok çizilen şekil ise haç. Kiliselerin en kutsal köşeleri olan apsis, kubbe gibi yerlerinde Hazreti Meryem ve melekler; Kemerlerde ve tonozlarda ise Hz. İsa betimlenirken, duvarlara havariler ve azizlerin yerleştirildiği görülüyor.

Kapadokya Bölgesi Diğer Kilise Freskleri

Ürgüp, Çavuşin, Ortahisar, Gülşehir ve Mustafapaşa’da etkileyici kilise fresklerine oldukça sık rastlanıyor.

Gülşehir St. Jean Kilisesi

T şeklindeki planıyla Kapadokya kiliseleri arasında özgün yapılardan biri olan kilisenin freskleri günümüze en az tahribatla gelebilen nadir örneklerden. Birbirinden farklı üç tarz freskin görüldüğü yapıyı üç farklı sanatçının boyadığı düşünülüyor. İncil’den alıntı sahneler; Müjde, Hz. İsa’nın doğumu, Peygamber ve havariler, Gabriel, Michael melekler, madalyonlar, Deesis ve aziz tasvirleri işlenen konular arasında.

Ürgüp Pancarlık Kilisesi

XI. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilen kilisede İncil sahneleri frizler halinde betimlenmiş. Madalyonlar içerisinde gösterilen azizler, bakireliğin ispatı, ziyafet, Beytüllahim’e seyahat, Vaftizci Yahya’ya görev verilmesi, Kana düğünü, masum çocukların katledilişi, Mısır’a kaçış, şarap mucizesi, Hz. İsa ve Samarralı kadın, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi göreceğiniz muhteşem freskler.

‘Güzel atlar diyarı Kapadokya’nın freskleriyle, bölgenin peribacalarından oyulmuş kiliselerinde, şapellerinde, manastırlarında ve yeraltı şehirleri gibi birçok yerinde karşılaşacaksınız.

Bizden sonraki nesillere miras olarak kalması için renklerine zarar veren flaşlarla fotoğraf çekmenin yasak olduğu bu fresklere, tarih boyunca en büyük kötülüğü de yine biz etmişiz. Gençlerin birbirlerine aşk ilan ettiği, konum belirttiği, kalem, boya ve tebeşirle yapılan tahribatlar, asırlık zamanın bu güzelliklere verdiği zarardan daha fazla. Gözümüz gibi bakmamız gereken bu tarih emanetlerinin kıymetini daha çok bilmemiz dileğiyle…

YAZAR

By arzu / Author

Follow arzu
on Mar 03, 2018

Yorum Yapılmamış

Yorum Yazınız

Araç çubuğuna atla